|
|
|
Tarih : 06.07.2010 - 18:48:36 |
|
| Kanserin tedavi ve önlenmesinde oksijenin önemi ve süperoksijen tedavisi İnsanlar, bir çok nedenden dolayı oksijen yetersizliği çekebiliyor. |
|
|
|
Örneğin uzun süre hava kirliliğine maruz
kalma, sigara içme, hareketsiz yaşam, stres, akciğer ve kalp damar
hastalıkları, canlılıklarını yitirmiş gıdalar,derin nefes alamamak ve
yetersiz egzersiz gibi..
İki Nobel sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü
kazandıran bilimsel çalışmasından elde ettiği sonuçları açıkladığında,
kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı gösteriyor.
Dr. Warburg'a
göre, vücuttaki onkojenlerstres, kirlilik, radyasyon yanında
oksijensizlik gibi faktörlerle de birleşerek kanseri
başlatabiliyor.Hücresel oksijen yetersizliği, kansere yol açtığı
düşünülen önemli bir faktör.Dr. Warburg, o zaman şöyle bir ifade
kullanmıştı:' Kanserin tek ve nihai nedeni oksijensiz yaşamdır.Yani
'anaerobiosis' tir.Normal hücreler oksijene gereksinme duyarlar,oysa
kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir.'Dr.Warburg, herhangi bir
embriyondan alınan normal hücrelerin laboratuvar tüpünde oksijensiz
yaşamaya zorlandığında, kanser hücrelerinin özelliklerini aldıklarını
gösterdi.Warburg,'
Bu, normal hücrelerin, sadece tek bir değikeni
değiştirmekle, kanserli hücrelere dönüşebileceği anlamına geliyor.'
demişti.Hücreler oksijenden mahrum bırakılınca, en ilkel dönemlerine
geri dönebiliyor ve enerjilerini, normal bitki ve hayvanların yaptığı
gibi oksijenden değil, bunun yerine şekerin fermantasyonundan alarak,
glikoz reaksiyonlarına girebiliyordu.
Kanser hücrelerinin çok hızlı
üremeleri, çok yüksek miktarda glikoz kullanımını gerektiriyor ve
glikozu laktik aside dönüştürüyor.Bedenin asitlilik derecesi
yükseldikçe,hücrelerin oksijen kullanmaları daha da zorlaşıyor.
Kanserli
hücreler, sağlıklı insan hücrelerine oranla tam 10 kat daha fazla laktik
asit içerebiliyor.Yine aynı oksijen yetersizliği teorisine göre kanser
hücreleri, oksijen yönünden zengin bir ortamda varlıklarını
sürdüremediklerinden, yeterli oksijen sağlanırsa, bu cinnet halindeki
glikoz fermantasyonun durduğu, tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu
ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir.
Oksijen eksikliği kanserin yayılmasını da kolaylaştırıyor.İsveçli bilim
adamları, oksijen eksikliğinin, kanserli hücrelerin primer (anakaynak)
tümörden ayrılıp, başka yerlere yerleşmesine neden olduğunu tespit
ettiler.
Kanda, hücrelerde ve dokularda oksijen eksikliğine bağlı gelişen
fonksiyon bozukluğu olarak bilinen hipoksi durumunda,CXCR4 geninin
aktif hale geldiğini saptadılar.Bu genin, aktif hale gelmesinin,
kanserli hücrelerin başka organlarda oluşmasını kolaylaştırdığını
belirleyen bilim adamları, hücrelerin primer tümördeki oksijen
eksikliğinden kaçtığını kaydetmişlerdir.
Bu bilimsel çalışmalardan sonra kanserin tedavi ve önlenmesinde
oksijenin önemi anlaşılmış ve süperoksijen tedavisi (ozonterapi) önem
kazanmıştır.Ozon oksijenin özel bir formudur. İki oksijen atomu içeren
normal oksijenin aksine ozon 3 oksijen atomu içerir.Yüksek oksidasyon
etkili, keskin kokulu, stabil olmayan bir gazdır.
Toksik etkisi olmayan
ozon, genellikle hücrelerin oksijen uyumunu geliştirir ve
oksijenasyondengesini sağlayarak, tümörün oluşturduğudoku tahribatının
tamirini ve dolayısıyla iyileşmesini hızlandırır.