|
|
|
Tarih : 17.07.2010 - 16:32:51 |
|
| Özellikle de yaz aylarında terleme her yaş grubundaki kadınlar, erkekler ve gençler için önemli bir sosyal sorun. |
|
|
|
Aşırı terleme nedeniyle insanlar sosyal ortamlarda zorluk çekiyor,
öpüşmekten, el sıkışmaktan kaçınıyor. Üstelik son yıllarda terlemeyi
önlemede koltuk altına sürülmek suretiyle kullanılan ve “alüminyum”
içeren “antiperspirant” ürünlerin meme kanserine yol açtığı iddiası var.
Bu iddialar da insanları, terleme konusundaki tedavi arayışlarına
itiyor.
International Hospital ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı
Doç. Dr. Ahu Birol, alüminyum içeren antiperspirant koltuk altı
ürünlerinin meme kanserine yol açtığına ilişkin iddiaların bilimsel
araştırmalarla ispatlanmadığını belirtti.
Meme kanserli hastalardan
alınan biyopsi örneklerinde fazla miktarda alüminyuma rastlanması
nedeniyle söz konusu ürünlerin meme kanseri yapma ihtimali üzerinde
durulduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Ahu Birol, şunları söyledi: “İnsan
vücuduna çok çeşitli kaynaklardan alüminyum girişi olabilir.
Sadece bu
ürünler aracılığıyla vücudumuza alüminyum girmiş olsaydı, bu ürünlerin
kanserojen etkisinin kesin kanıtlanmış bilimsel bir gerçek olduğunu
söyleyebilirdik. Ancak bu durumda söyleyemiyoruz. Eğer kişide alüminyum
maddesine karşı bir hassasiyet varsa, alüminyum içermeyen ürünleri
kullanabilir. Alüminyum, terlemeyi azaltıcı etkisi nedeniyle bu
ürünlerde kullanılmaktadır.”
DEODORANT TERLEMEYİ ÖNLEMİYOR
Deodorantlar ve antiperspirant ürünlerin etkileri konusunda bir zihin
karışıklığı var. Deodorantlar, kötü kokuyu engellemek için kullanılıyor.
Sanıldığının aksine terlemeyi kesmiyor. Antiperspirant ürünler ise
terlemeyi kesiyor. Bu ürünlerin toksin atmayı önlediğine ilişkin
bilgilerin de yanlışlığına değinen Doç. Dr. Ahu Birol, “Biz toksinleri
direkt koltuk altındaki bezlerden atmıyoruz. Koku yapan, özel bezler
koltuk altında bulunuyor. Karaciğer ve böbrek yoluyla toksinlerin çoğunu
atıyoruz.” dedi.
Deodorantların görünen bölgelere sıkılması ve temiz cilde uygulanması
gerekiyor. Bu nedenle deodorant sıkılmadan önce koltuk altının suyla
yıkanması önem taşıyor. Deodorant sıktıktan sonra güneşe çıkılmaması
gerekiyor. Deodorant sıkıp güneşe çıkınca, içindeki kimyasallar güneşle
birleştiğinde bir vücutta alerjik tepkiler, tahriş, kızarıklık, kaşıntı,
yanma ortaya çıkıyor. Bu nedenle özellikle yaz aylarında güneş
görebilecek bölgelerde deodorant kullanılmamalı. Çünkü insanlar hangi
kimyasal maddelere ne tepki vereceğini bilemeyebilir.
GÜNEŞ AKNEYİ ÖNCE KURUTUYOR, SONRA ÇOĞALTIYOR
Yazın karşılaşılan dermatolojik sorunlarla ilgili sık sorulan soruları
yanıtlayan ve yanlış bilinen bazı durumlara açıklık getiren Doç. Dr. Ahu
Birol, şu bilgileri verdi:
Güneşe çıkmak akneyi azaltır mı?
Aknenin değişik evreleri vardır. Eğer akne iltihaplıysa güneş ışığı
sivilceleri azaltabilir. Akneye neden olan siyah noktalar, tıkaçlar
duracağı için güneşe çıkmak biraz yalancı bir çözüm oluyor. Güneşle
artan akne tipleri var, klorla ortaya çıkan tipleri var. Bazı tiplerinde
kuruma sağlanırken, bazılarında yazın kullanılan güneş kremlerine bağlı
artış olabilir.
Bu nedenle akneyi yazın tedavi etmek zordur. Ağızdan
kullanılan ilaçlar ve kremlerle, ciltte kızarıklık, yanma, soyulma bir
de güneşin etkisi ortaya çıkıyor. Yazın hafif etkili ürünleri kullanmayı
tercih ediyoruz. Aknesi olan kişilerin kullandıkları ürünlerin yağsız,
su bazlı olması, akneyi artırmaması gerekiyor. Temiz tutmak önemli.
Havuz ve deniz suyu zararlı mı, yararlı mı?
Havuz, deniz güneş deriyi kurutuyor. Klor ve tuzlu sudan arınmak, duş
almak gerekiyor. Güneş koruyucusu ve nemlendirici sürmek gerekiyor, kişi
deniz kenarındaysa mutlaka ürün kullanılmalı. Eğer egzeması varsa
dikkatli olmalı. Atopik egzeması olan kişilerde durum değişebiliyor.
Kuruluktan sonra egzema şiddetleniyor, havuzdan dolayı daha kolay
enfeksiyon kapılabiliyor. Kıl köklerinde iltihap oluşuyor. Havuz ve
denizin etkisiyle, bakteriyel hastalıklar ve alerjik enfeksiyonlar
görülüyor. Ayakta mantar oluyor. Tüm vücutta mantar görülme riski
artıyor.
Yüksek koruma faktörlü güneş kremi daha mı çok korur?
Yüzde 90 koruma için en az 15 faktör kullanılması gerekiyor. Hiçbir
hastalığı olmayan, ama güneş koruma ürünü kullanmak isteyenlere normal
bireylerde 15 faktör yeterlidir. 30 ve üzeri güçlü korumalardır. Deri
hastalığı, güneşe duyarlılığı olan, güneşle artan hastalığı bulunanlara
yüksek faktörlü koruma öneriyoruz. Çünkü 15 faktörlü bir kremle, yüzde
90 koruma sağlıyorsak, 50 faktör sürünce yüzde 95 koruma sağlıyoruz.
Krem sürüp bronzlaşmak zararlı mı?
Eğer krem sürüp bronzlaşıyorsak burada hata var demektir. Yani kremi
sürüp bronzlaşıyorsak güneşin zararlı etkilerine maruz kalıyoruz
anlamına gelir. Güneşin zararlı etkileriyle deri kanseri ve deri
yaşlanmasına zemin hazırlamış oluyoruz.
Güneş koruyucular deri kanseri yapıyor mu?
Bu ürünlerin kullanımı son yıllarda arttığı için, bu ürünleri kullanıp
güneşte yatmamak gerekiyor. Ama geç dönem yan etkileri sürüyor. Deri
kanserinde bir artış var. Güneş koruyucu kanser yapmıyor, çok koruyucu
kullanıp güneşte çok kalmak güneşin zararlı etkilerine de maraz kalmaya
neden olduğundan kanser riski artıyor.
Lazer güneş lekesinden korunmada kesin çözüm müdür?
“Solar lentigo” dediğimiz güneş lekeleri için lazer uygulanması
sayesinde birkaç seansta belirgin derecede lekelerin renkleri açılır.
Ama güneşte kalırsa lekeler yeniden oluşur. Tedaviden sonra iyi korunmak
gerekiyor.
Lazer epilasyon yazın yapılır mı?
Lazer epilasyon, güneşe çıkmayan, teni bronzlaşmamış kişilere yazın
yapılabilir. Koyu tene yapılmaz. Eğer derinin rengi açık, kılın rengi
koyu ise lazerin etkinliği fazla oluyor. Yazın insanlar bronzlaştığı
için lazer deriyi yakabiliyor. Kıl ve ten koyu olduğundan sorun
yaşanıyor. Yüzdeki tüyler daha açık renkte ve ince olduğundan lazer
bunlarda iyi sonuç vermiyor. Koltuk altı, genital bölge, bacaklarda çok
iyi sonuç elde ediliyor.