METASTATİK BEYİN TÜMÖRLERİ

Ana Sayfa » KANSER HABERLERİ » Beyin Tümörü » METASTATİK BEYİN TÜMÖRLERİ
Paylaş
Tarih : 21 Nisan 2016 - 17:43

Beyin Tümörü Nedircqi3y15n_436Metastatik beyin tümörler

Genel olarak gözlemlendiğinde en sık karşılaşılan tümör grubudur. Metastatik tümörlerin öncelikli tedavisi cerrahi rezeksiyondur. Sonrasında radyoterapi ve primer tümöre yönelik metastaz yapan bir tümörün kontrol altında olmadığı düşünülerek kemoterapi verilmesi gerekebilir.
Glial Tümörler
Dünya Sağlık Örgütü sınıflamasında nöroepitelyal tümörler başlığı altında yeralan ve astrosit, oligodendrosit gibi destek hücrelerinden köken alan tümörler için kullanılan bir terimdir. Astrosit ve oligodendrositlerden kaynaklanan astrositomlar ve oligodendrogliomlar histolojik özellikleri dikkate alınarak evre II-IV arasında derecelendirilir. Pratikte evre III tümörler anaplastik, evre IV tümörler ise glioblastom olarak da isimlendirilebilir. Değişik alt grupları olan bu tümörlerde genel tedavi yaklaşımı olabildiğinde geniş cerrahi çıkarım ve evre III-IV olanlarda sonrasında radyoterapi ve kemoterapi verilmesi şeklindedir.
Meningiom’lar
Beyni çevreleyen zarlarda yer alan özelleşmiş bazı hücrelerden köken alan iyi huylu tümörlerdir. Aslında beynin dışında yer alır ve büyüdükçe komşu beyin dokusuna ve sinirlere bası yaparlar. Histolojik özelliklerine göre (WHO tarafından) evre I – II (Atipik) – III (Anaplastik) olarak sınıflandırılırlar. Olguların yaklaşık %80 den fazlası evre I tümörler olup tedavide altın standart cerrahi rezeksiyondur ve sonrasında ek tedavi gerekmez. Anaplastik özellik gösteren bazı meningiomlarda cerrahi sonrası radyoterapi gerekebilir.
Hipofiz adenomları
Hipofiz bezi beynin tabanında ve orta hatta yer alan, beyne bir sap ile bağlanarak hipotalamus tarafından kontrol edilen, ağrılığı 1 gr dan küçük endokrin bir organdır. Hipofiz vücutta hormon salgılayan tüm iç salgı bezlerinin yöneticisi konumundadır. Ön lobunda Prolaktin (PRL)gebelik esnasında ve özellikle doğum sonrası salgılanarak meme süt salgısının oluşmasını sağlar, Büyüme hormonu (GH), Kortikotropin (ACTH), Tiroid stimülan hormon (TSH), Gonadotropin (FSH, LH) gibi hormonları salgılayan özelleşmiş hücreler ve destek hücreleri bulunur. Bu hücrelerden köken alan ve adenom denilen tümörler histolojik ve klinik olarak benign yani iyi huylu lezyonlardır. Bununla birlikte aşırı hormon salınımına veya komşu yapılara basıya neden olarak klinik bulgu oluşturabilirler. Bu adenomların bir kısmı hormonal yönden aktivite göstermez ve bu nedenle hipofiz bezinin kendisine ve yakın komşulukta yer alan görme sinirine bası oluşturarak bulgu verirler. Bunun sonucunda hastalarda görme alanında daralma ve bazı hormonların salınımında yetersizlik ortaya çıkabilir. PRL salgılayan tümörler (prolaktinoma) kadınlarda adet döneminde gecikme, göğüslerden süt gelmesi cinsel istek de (libido) azalma ve yetersizliğe neden olurlar. Yine büyük boyutlara ulaşırsa optik sinire bası yaparak görme kaybına neden olabilirler. Milimetrik olanların tedavisinde Parlodel, Dostinex gibi dopa-agonist ilaçlar (sadece doktor önerisi ile yakın kontrol altında) kullanılabilir. Daha büyük prolaktinomalarda öncelikle seçilecek tedavi cerrahi rezeksiyon olmalıdır. ACTH salgılayan adenomlar (kortikotropinoma) böbreküstü bezinden kontrolsüz ve aşırı kortizol yapımına neden olarak Cushing sendromuna neden olurlar. Bu hastalarda fazla kortizol salınımına bağlı kilo artışı, yuvarlak yüz görünümü, kontrolsüz hipertansiyon ve diyabet gelişir. Tedavisi cerrahi olarak tümörün çıkarılmasıdır. Büyüme hormonu salgılayan hücrelerden gelişen adenomlar akromegali denilen el, kol, bacak,ayak, yüz ve çene kemiklerinde aşırı büyüme ile seyreder ve özellikle kalp ve karaciğerde kontrolsüz büyüme ve yağlanma nedeni ile kalp yetmezliği, diabet ve hipertansiyona neden olurlar. Bağ dokularındaki aşırı kalınlaşma nedeni ile periferik sinirlerin sıkışması (tuzak nöropatileri) yine solunum yolunun daralması görülebilir. Tedavide ilk seçenek tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Somatostatin benzeri bazı ilaçlar yüksek olan hormon seviyesini düşürmeye ve tümörde kısmi küçülmeye yardımcı olabilir.
Spinal kord (omurilik) tümörleri
Spinal kord (omurilik) spinal kolonu (omurga) oluşturan ve vertebra(omur) denilen kemiklerin arka kısmında yer alan bir kanal boyunca beyin sapından bel bölgesine kadar uzanır ve 2. lomber vertebra hizasında sonlanır. Bu seviyeden sonra omurilikten çıkan sinir lifleri aynı kanal içinde bir demet şeklinde aşağı doğru seyreder ve her seviyede belli kas gruplarına giden sinirleri oluşturur.
Omurilik tümörleri yerleşimine göre 3 ana başlıkta toplanabilir.
Bununla birlikte büyümeye eğilimleri ve spinal kordun çok kompleks ve hassas yapısı nedeni ile kısa sürede nörolojik fonksiyon kaybına neden olabilirler. Özellikle ependimomlar ve kısmen iyi cerrahi sınır veren astrositomlarda öncelikli tedavi cerrahi rezeksiyondur. Cerrahi olarak çıkarılamayan tümörlerde etkinliği tartışmalı olmakla birlikte radyoterapi (özellikle infiltratif astrositomlarda) önerilebilmektedir.

İntradural ekstramedullar tümörler; spinal kanal içinde dura olarak isimlendirilen kılıfın içinde ancak omuriliğin dışında yer alırlar. Bu grupta en sık karşılaşılan tümörler sinir kılıfından gelişen schwannoma’lar, duradan köken alan meningiomlar ve sıklıkla omurilik dışına doğru büyüme eğilimi gösteren miksopapiller ependimomlardır. Her üç tümörde iyi huylu olup, tamamının çıkarılması halinde tekrarlama olasılığı çok düşüktür ve bu nedenle ek bir tadaviye gerek duyulmaz. Genelde büyüme hızları çok yavaş olan bu tümörlerin kısmen çıkarılması halinde (yeterli dekompresyon sağlandıysa) düzenli aralıklarla takip ve büyüme saptanırsa tekrar operasyon düşünülmelidir.

Ekstradural tümörler, spinal kanalın dışından gelişen ve kanala uzanım göstererek omuriliğe bası yapan tümörlerdir. Bu grupta ilk sıralarda metastatik (başka bir yerdeki tümörün kan veya komşuluk yoluyla uzanımı) tümörler ve komşu kemik dokusundan köken alan lezyonlar bulunur. Bu grupta tedavi primer tümöre, tümörün diğer sistemlerdeki yayılımına, omurilik basısının derecesine ve tedaviden beklenen cevaba göre planlanır.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Beyinde bulunan üç ayrı bölümün her biri farklı aktiviteleri kontrol eder
Beyinde bulunan üç ayrı bölümün her biri farklı aktiviteleri kontrol eder

Beyinde bulunan üç ayrı bölümün her biri farklı aktiviteleri kontrol eder ; 1) Beyin, tıp dilinde serebrum olarak adlandırılan bu yapı duyularımız

KANSER HASTALARI VE YAKINLARINA ÖNERİLER
KANSER HASTALARI VE YAKINLARINA ÖNERİLER

Biz biliyoruzki; Hemen hepiniz kanser hastası olduğunuzu öğrendiğinizde çok üzüldünüz, hatta şoka uğradınız. Ayrıca yakınlarınız da çok

Kanser ve Nedenleri
Kanser ve Nedenleri

Kanser, anormal, kontrol dışı bir hücre bölünmesi süreci ile tanımlanan 200’ün üzerinde hastalık için kullanılan genel bir terimdir. Kanser

SON YAZILAR

KÖŞE YAZARLARI